Sayfa 94 Toplam 94 Sayfadan BirinciBirinci ... 4484929394
Toplam 654 adet sonuctan sayfa basi 652 ile 654 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Günlük Aracı Kurum Haberleri, Bültenleri, Tavsiye Listeleri

  1. #652
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    uzman üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    10,091
    Thanked
    12892
    Adı geçen
    80 Mesaj
    Borsada kör havuz uygulaması kalkıyor
    Borsa İstanbul Başkanı Karadağ, kör havuz uygulamasını kaldıracaklarını açıkladı ..


    Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği tarafından düzenlenen "Kurumsal Yönetim Zirvesi'nde" konuştu.

    Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Karadağ, yakında bilgi işlem alt yapı çalışmaları da bittikten sonra, 6 Mart'ta VİOP geçişi ile beraber kör havuz uygulamasını sonlandıracaklarını söyledi.

    Yabancı sermayeli aracı kuruluşların uygulamanın devamı yönünde yoğun talepleri olduğunu belirten Karadağ, konuyu nasıl çözdüklerine ilişkin, "BIST 30'da yer alan şirketlerimizin 25'i sürekli kapalı kalacak, BİST 30'dan beş firma ve diğer işlem gören şirketlerimizin aracı kurum bilgisini anlık olarak yatırımcılarla ve aracı kurumlarla paylaşıyor olacağız" açıklamasında bulundu.

    "SÜRPRİZ İNDİRİMLER DÜŞÜNÜYORUZ"

    Karadağ, küçük ölçekli şirketler yerine kurumsal, özellikle İSO 500 içerisinde yer alan büyük ölçekli şirketleri borsaya getirmek için adımlar attıklarına dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

    "Kâr dağıtan, kurumsal şekilde yönetilen, yatırımcı dostu şirketleri borsamızda görmek istiyoruz. Büyüme ve kurumsallaşmanın ancak iyi örneklerle gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bu kapsamda, göreve geldiğimiz günden bu yana sermaye üzerinden alınan kotta kalma oranlarını yarı yarıya düşürdük. Bunun yanında, kâr eden şirketin kâr tutarını ve ek olarak temettü dağıtması durumunda bu temettü tutarını da piyasa değeri matrahından düşüyoruz. Bu sayede şirketlerde yüzde 70, nominal tutar olarak da 300 bin lira seviyelerine varan indirimler mümkün olmaktadır. Yine Pay Piyasası'nda hacmin önemli bir bölümünü oluşturan şirketler için sürpriz indirimler düşünüyoruz. Buradaki hedefimiz küçük ölçek ekonomisi yakalamamış şirketler yerine, büyük ortaklı şirketlerimizi daha fazla borsamızda görmek."

    "Yatırımcı ilgisini yukarı taşıyacak ürünleri yatırımcılarla paylaşacağız" diyen Karadağ, "Loyalty kart uygulamalarından büyük hediyelere giden uygulamalara yer vereceğiz" diye konuştu.

    KÖR HAVUZ NEDİR?

    Hisse senedi işlemlerinde, gerçekleşen emirlerde taraf olan aracı kurum isimlerinin gizlenmesine İngilizce'de "dark pool", Türkçe'de ise "kör havuz"deniyor. "Kör havuz", büyük ve kurumsal yatırımcıların, gün içinde yaptıkları işlemleri diğer yatırımcıların takip edememelerini sağlıyor. Uygulama sistemde, anlık olarak işlemlerin hangi kurumdan yapıldığı görünmezken, gün sonunda belli bir ücret karşılığında veri terminalleri aracılığıyla yatırımcılarla paylaşılıyor.

    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş, Haziran ayında yaptığı açıklamada 2010 yılında hayata geçirilen hisse senedi işlemlerinde aracı kurum isimlerinin gizlenmesi uygulamasından vazgeçilebileceği sinyalini vermişti.
    Kendi faydana olan bildiğini bedelsiz sunmak büyüklük Gönülden emek verilen her şey çok işe yarar.
    Menfaat yok birşeyi pazarlama yok..

    ** Artık Her Türk Trader doğmalı.**



  2. #653
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    uzman üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    10,091
    Thanked
    12892
    Adı geçen
    80 Mesaj
    the_economist
    geç likidite o kadar saçma bir enstrüman ki.. yani olaylar bence şöyle gelişiyor.. mb başkanı siyaset bilimci zaten eğitimi yetersiz.. bir tane uzman çağırıyor diyor ki oğlum bizim elimizde bu dolara karşı ne enstrüman var bir söyle diyor.. uzmanda diyor ki faiz?.. geç diyor.. munzam karşılıklar? onu da geç yapacağımızı yaptık.. başka bişi yok ki başkanım diyor.. git çalış gel..

    bizim uzman gidiyor araştırıyor taraştırıyor.. bir de geç likidite var diyor.. hah bunu denemedik galiba deneyelim yapıştır diyor.. benim hayalimdeki yönetim şu an bunu söylüyor..

    bakın faiz arttırmak yetmez.. mevduat faizine yansıdığı zaman dolar düşer.. bu konuyla ilgili asıl ipucu buradadır.. onun dışında zaten mevduatlarda 10.40'ın altında faiz yok nerdeyse. mb 1 puan arttırsa açığı bile kapatmıyor. mevduata yansımaz dolara da yansımaz o yüzden.. geçici olarak bir düzeltme yapar geri vurur.
    Kendi faydana olan bildiğini bedelsiz sunmak büyüklük Gönülden emek verilen her şey çok işe yarar.
    Menfaat yok birşeyi pazarlama yok..

    ** Artık Her Türk Trader doğmalı.**

  3. Teşekkür etti.




  4. #654
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    uzman üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    10,091
    Thanked
    12892
    Adı geçen
    80 Mesaj
    ENFLASYON 19 OCAK 2017
    KURDAN ENFLASYONA GEÇİŞ: SİHİRLİ BİR RAKAM VAR MI?
    Döviz kurundan enflasyona geçiş etkisi dönemsel faktörlere göre değişebiliyor. Mevcut dönemde iktisadi faaliyetin ılımlı seyri geçişkenliği sınırlarken, beklentilere dair gelişmeler yukarı yönlü risk oluşturmakta.
    Ne zaman döviz kurlarında keskin bir hareket yaşansa, para politikasına dair rapor ve yorumlarda döviz kuru ve enflasyon ilişkisinin sıklıkla gündeme geldiği görülüyor. Bu doğal bir durum, çünkü hepimizin yakından gözlediği gibi döviz kuru gelişmeleri enflasyonun önemli belirleyicilerinden biri konumunda.[1] En çok merak edilen konu da döviz kuru hareketlerinin tüketici enflasyonuna ne ölçüde yansıyacağı. Peki döviz kurundan enflasyona geçiş ile ilgili her şartta geçerli olan bir katsayı var mıdır? TL’deki bir birimlik değer kaybı enflasyonu ne kadar artırır?

    TCMB bünyesinde ve akademide yapılan birçok çalışma döviz kurunun tüketici enflasyonu üzerindeki etkisine dair bazı “geçişkenlik katsayıları” tahmin ediyor. Bu katsayılar genel bir fikir sahibi olmak açısından faydalı olmakla birlikte geçişkenliği etkileyebilecek faktörlerden bağımsız olarak tek başına kullanıldığında yanlış değerlendirmelere de yol açabiliyor. Örneğin, enflasyon tahmini yapılırken kur artış oranını sabit bir katsayı ile çarparak mevcut enflasyona eklemek her zaman doğru bir yaklaşım değil. Bunun temel nedeni geçişkenlik etkisinin içinde bulunulan iktisadi konjonktüre göre değişkenlik gösterebiliyor olması. Bu yazı, yapılan tartışmaların daha sağlıklı bir zemine oturtulmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu çerçevede, TCMB bünyesinde yapılan çalışmaların bulgularından hareketle, enflasyon ve döviz kuru ilişkisine neden bu kadar mekanik yaklaşılmaması gerektiğini anlatıyoruz. Son bölümde ise yakın dönemde yaşanan kur hareketlerinin fiyatlara olası geçiş hızına dair genel bir değerlendirme yapıyoruz.

    Döviz Kuru Hareketleri Fiyatlara Neden ve Nasıl Geçiyor?

    Öncelikle döviz kuru ile tüketici enflasyonu arasındaki ilişkinin doğrudan belirleyicilerine bir göz atalım. En bilinen kanal tüketim malı ithalatından geliyor. Kur hareketleri tüketim sepetinde doğrudan ithal edilen (otomobil vb.) malların fiyatlarına yansıyor. Döviz kuru, üretimde kullanılan ithal girdiler (enerji ve diğer ara malları) yoluyla da enflasyonu etkileyebilmekte.[2] Bu etkileri maliyet kanalı olarak adlandırabiliriz.

    Dolayısıyla, tüketimin ithalat payı ve ithal girdilerin toplam üretim maliyetleri içindeki payı döviz kuru geçişkenliğini etkiliyor. Doğrudan ithal edilen mallar veya “ithal girdi-yoğun” sektörler ekonomide ne kadar büyük bir paya sahipse geçişkenliğin de o denli yüksek olması beklenir. Bu kapsamda, Türkiye’de döviz kurunun fiyatlara etkisinin geniş bir sektörel yayılıma sahip olduğunu söyleyebiliriz.[3]

    İthalat ve maliyet kanallarının yanında döviz kurları, enflasyon beklentileriyle olan etkileşimi dâhilinde endeksleme yoluyla da fiyatlama davranışları üzerinde etkili olabiliyor. Türkiye üzerine yapılan çalışmalar, dalgalı kur rejimi öncesindeki yüksek enflasyon ortamında, ithal girdi oranı nispeten düşük olan hizmetler gibi sektörlerde dahi enflasyonun döviz kuruna duyarlılığının yüksek olabildiğine işaret ediyor.[4] Bunu, döviz kuru ve enflasyonun birbirini besleyen bir niteliğe bürünmesi neticesinde enflasyondan korunma güdüsüyle ortaya çıkan “endeksleme davranışı” ile açıklayabiliriz. Ekonomi politikalarının enflasyonla mücadele kararlılığı bu davranışı kıran temel unsur olarak ortaya çıkıyor.

    Konuyla ilgili çalışmalar, Türkiye’de dalgalı kur rejimine geçiş sonrasında endeksleme davranışının ve kur geçişkenliğinin zayıfladığını gösteriyor.[5] Ayrıca, kurdan enflasyona geçişin boyutu kadar hızında da belirgin bir değişim var. Dalgalı kur rejimi öncesinde döviz kuru hareketleri fiyatlara çok daha hızlı yansırken sonraki dönemde geçiş daha yavaş ve kademeli oluyor. Bu da döviz kuru şoklarının geçici veya kalıcı olduğuna yönelik algılamaların önemine işaret ediyor. Ayrıca düşük enflasyon ortamının da döviz kuru ve enflasyon ilişkisini zayıflattığı literatürde sıklıkla vurgulanan bir husus.

    Sihirli bir Rakam Var mı?

    Türkiye üzerine yapılan güncel çalışmalar döviz kurundan enflasyona bir yıl sonundaki birikimli geçişin yüzde 15 civarında olduğunu söylüyor.[6] Peki, bunu sihirli bir rakam olarak mı okumak gerekir? Buna açık ve net olarak cevabımız: HAYIR.

    Öncelikle bu yöntemlerle ölçülen esnekliklerin “ortalama” tarihsel etki olduğunun altını çizmek gerek. Bu rakam iktisadi ortama göre ciddi farklılıklar gösterebiliyor. Nitekim yakın dönemde yaptığımız bir çalışma bu ortalama etkinin büyüklüğü ve zamanlamasının birçok faktöre bağlı olarak değişebildiğini göstermekte.[7] Ekonominin çevrimsel durumu (ısınma ve soğuma fazları), kur beklentisi (hareketlerin kalıcı/geçici olduğu algılaması), kurdaki değişimin büyüklüğü gibi etkiler geçişkenliği etkileyen başlıca unsurlar olarak düşünülebilir.

    Peki, bu çerçeveyi kullanarak mevcut durum ve 2017 yılı görünümüne dair nasıl bir değerlendirme yapabiliriz? Bunun için geçişkenliği etkileyebileceğini söylediğimiz unsurlardan dönemsel olarak öne çıkan iki tanesini ele alalım: (i) İş çevrimi (ii) Döviz kuru beklentileri.

    İş Çevrimine Göre Geçişkenlik

    Bulgularımız döviz kuru geçişkenliğinin ekonominin soğuma (çıktı açığının negatif olduğu) dönemlerinde zayıfladığına, ısınma (çıktı açığının pozitif olduğu) dönemlerinde ise güçlendiğine işaret ediyor.[8] İktisadi faaliyetin potansiyeline yakın olduğu ara dönemlerde ise genelde tarihsel ortalamalar düzeyinde bir geçişkenlik olduğu gözlenmekte.

    Grafik 1’de görüldüğü gibi, ekonominin potansiyel düzeyinde seyrettiği (çıktı açığının sıfıra yakın olduğu) durumda döviz kuru geçişkenliği yüzde 15 civarında gerçekleşiyor; öte yandan aynı grafik iktisadi faaliyetteki konjonktürel dalgalanmaların bu esnekliği farklılaştırabildiğini de gösteriyor. Aşırı ısınma dönemlerinde döviz kuru geçişkenliği yüzde 25’lere ulaşırken soğuma fazlarında yüzde 10’un altına inebiliyor. Alternatif bir yöntemle, genişleme ve daralma dönemlerine atfedilen olasılıklar üzerinden bir tahmin yaptığımızda da benzer bulgulara ulaşıyoruz (Grafik 2).

    Bildiğimiz gibi 2016 yılında Türkiye ekonomisi geçtiğimiz yıllara kıyasla daha ılımlı bir büyüme sergiledi. Özellikle yılın ikinci yarısında iktisadi faaliyetteki yavaşlamayla birlikte talep koşulları enflasyona düşüş yönlü destek vermeye başladı. Bu çerçevede, 2017 yılı için ekonomideki toparlanmanın kademeli ve ılımlı olacağı öngörüsü altında, diğer her şey sabitken geçişkenliğin ortalamanın altında seyredebileceğini ifade etmek mümkün.





    Döviz Kuru Beklentilerine Göre Geçişkenlik

    Fakat analiz burada bitmiyor. Kurdan fiyatlara geçiş etkisinin derecesini sadece iktisadi faaliyetin konumuna göre tahmin etmek yanıltıcı olabilir. Zira daha önce de belirttiğimiz gibi geçişkenlik üzerinde yalnızca iş çevrimleri etkili değil. Döviz kurlarının ekonomideki bütün gelişmelere anında tepki veren, öngörülmesi zor bir değişken olması fiyatlama kararlarında beklenti kanalını da önemli kılıyor. Bu nedenle de iktisadi birimlerin yaşanan bir kur hareketini ne ölçüde kalıcı/geçici algıladıkları veya döviz kurunun ileride hangi değeri alabileceğine dair beklentileri kur hareketlerinin fiyatlara yansıtılmasında önemli rol oynayabilir. Beklentilere dair bir fikir edinmek açısından anket verilerine bakıyoruz. Bu doğrultuda, TCMB’nin piyasa katılımcıları ve reel sektörün tahminlerini ölçmek için yaptığı Beklenti Anketi verileriyle hesapladığımız “gelecek on iki aylık dönemde ABD Doları/TL döviz kurunda beklenen değer kaybı” göstergesini kullanıyoruz (Grafik 3). Değer kaybı beklentisinin şiddetine göre kur enflasyon ilişkisinin değişip değişmediğini inceliyoruz.

    Bulgularımız enflasyona geçiş etkisinde beklentilerin de etkili olduğunu teyid ediyor. Beklentilerin güçlü değer kaybı yönünde olduğu durumlarda kur ve enflasyon arasındaki ilişkinin tarihsel ortalamadan daha yüksek olduğunu buluyoruz. Beklentilerin olumlu seyrettiği dönemlerde ise bu etki çok daha düşük olabiliyor (Grafik 4). Dolayısıyla son dönemde yaşanan kur hareketlerinin gelecek döneme ilişkin kur beklentilerine ne ölçüde yansıdığı, fiyatlama davranışları açısından takip edilmesi gereken önemli bir husus.





    Özetle…

    Sonuç olarak bulgularımız döviz kurundan fiyatlara geçiş düzeyine ilişkin her dönem sabit bir rakam telaffuz etmenin doğru olmadığını söylüyor. Örneğin, içinde bulunduğumuz dönemde iktisadi faaliyetin zayıf seyri kur geçişkenliğini sınırlayıcı etki yapmakta. Öte yandan, 2013 yılının ortalarından itibaren döviz kurunun belirgin şekilde değer kaybetmesi ve bu dönemde değer kaybı beklentilerinin kademeli olarak yükselmesi fiyatlama davranışlarına dair yukarı yönlü bir risk oluşturuyor (Grafik 3). Dolayısıyla önümüzdeki dönemde geçişkenliğin boyutu bahsedilen iki unsurun göreli baskınlığına göre şekillenecek gibi görünüyor.

    Son olarak, döviz kuru enflasyon ilişkisinin yapısal boyutunu tekrar hatırlatmakta fayda var. Yukarıda sıraladığımız konjonktürel unsurlar geçişkenliği dönemsel olarak etkileyebilse de nihai etkinin yüksek olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu nedenle orta ve uzun vadede asıl olarak kur ile fiyatlar arasındaki ilişkiyi yapısal anlamda zayıflatacak unsurların önemli olduğunu unutmamak lazım. Örneğin üretimde yerli katma değerin artırılması, dolarizasyonun azaltılması, döviz riskinin finansal istikrarı destekleyecek şekilde yönetilmesi ve fiyat istikrarının ortak çaba ile kalıcı olarak sağlanması kritik önem taşıyor.

    Dipnotlar:

    [1] 2006-2015 yıllarını kapsayan on yıllık enflasyon hedeflemesi döneminde ortalama yüzde 8,2 oranında seyreden tüketici enflasyonuna döviz kurunun katkısı ortalama 1,1 puan olarak hesaplanmıştır (TCMB, 2016a). Çalışmada, 2011-2015 döneminde bu katkının 1,8 puana yükseldiği belirtilmiştir.

    [2] Örneğin, akaryakıt ürünlerinin tüketici enflasyonuna doğrudan etkileri yanında üretim ve taşımacılıkta önemli bir girdi olması nedeniyle dolaylı (maliyet yönlü) etkileri de bulunmaktadır. Bkz. Balkan, Kal ve Tümen (2015).

    [3] Atuk, Aysoy, Özmen ve Sarıkaya (2014) ile Özmen ve Sarıkaya (2014) Türkiye’de TÜFE sepetinin önemli bir bölümünün iş veya kredi çevrimlerine duyarlı olmadığını ve ilgili gruplarda enflasyonun büyük ölçüde Türk lirası cinsinden ithalat fiyatları tarafından belirlendiğini göstermektedir. Özmen ve Topaloğlu (2017) TÜFE alt gruplarında enflasyona döviz kuru geçişkenliğinin farklılaştığını ve gıda grubunda da geçişkenliğin önemli bir boyutta olduğunu bulgulamaktadır.

    [4] Kara, Küçük, Özlale, Tuğer, Yavuz ve Yücel (2005).

    [5] Enflasyon hedeflemesi öncesi ve sonrası dönemler için döviz kuru geçişkenliğini karşılaştıran çalışmalar için bkz. Kara ve Öğünç (2008), Damar (2010) ve Yüncüler (2011).

    [6] Bkz. Kara ve Öğünç (2012). Yöntem veya örneklem uzunluğuna göre değişebilmek kaydıyla farklı tahminler elde etmek de mümkün. Bkz. TCMB (2016b), Özmen ve Topaloğlu (2017).

    [7] Enflasyona döviz kuru geçişkenliğinde asimetrik etkilere dair diğer çalışmalar için bkz. Arbatlı (2003), Kara, Küçük, Özlale, Tuğer, Yavuz ve Yücel (2005), Kal, Arslaner ve Arslaner (2015).

    [8] Isınma dönemlerinde güçlü talep koşulları çerçevesinde firmaların fiyatlama gücü yüksek olduğundan karşılaşılan bir şoku fiyatlara yansıtma eğilimi yüksek olmakta, öte yandan bu eğilim soğuma dönemlerinde kırılgan talep koşulları nedeniyle kar marjlarını düşürmek yoluyla zayıf kalabilmektedir.

    Kendi faydana olan bildiğini bedelsiz sunmak büyüklük Gönülden emek verilen her şey çok işe yarar.
    Menfaat yok birşeyi pazarlama yok..

    ** Artık Her Türk Trader doğmalı.**



Sayfa 94 Toplam 94 Sayfadan BirinciBirinci ... 4484929394

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


Önemli Uyarı

    Sitede yer alan bilgiler, herhangi bir hisse senedi veya sermaye piyasası aracının satın alınması için tavsiye veya teklif teşkil etmemektedir. Yatırım piyasalarına yönelik bilgi paylaşımını amaçlayan kar amacı gütmeyen sosyal bir platformdur.

Follow us on

Twitter youtube DavianArt



Sayfa Başına Çık